7226 SAYILI BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN KAPSAMINDA GETİRİLEN YENİLİKLER

30.3.2020

7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”) 26/03/2020 tarih 31080 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olup Kanun’la birlikte çeşitli kanunlarda değişiklikler yapılmış ve bu değişiklikler yürürlüğe girmiştir. Söz konusu değişiklikler içerisinde, 12 Mart 2020 tarihi itibariyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmiş olan COVID-19 salgını ile mücadele etmek ve salgının tüm dünyada yol açtığı ekonomik etkilerin Türkiye’de azaltılması amacıyla yapılan değişiklikler özellikle büyük önem arz etmektedir.

Bu çerçevede işbu bilgi notu aracılığıyla, COVID-19 salgını ve etkileri nedeniyle tedbiren getirilen önemli değişiklikler üzerinde durulacaktır. Buna göre;

a) 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanununun 6. maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Eklenen yeni fıkraya göre şehir, kasaba ve köy sınırları içinde bulunan ve kanunda belirtilen yerler dışında kalan her çeşit ticaret ve sanat amacı güden iş yerlerinde çalışanlar, buralarda barındırılanlar, öğrenci yurtları ve benzeri yerlerde çalışanlar, bu yerlerde kalan öğrencilerin bildirimleri, sorumlu işleticilerce genel kolluk kuvvetlerine elektronik ortamda da yapılabilecektir. Bu kapsamda elektronik ortamda yapılan bildirimler, genel kolluk tarafından köy ve mahalle muhtarlarıyla paylaşılacaktır. COVID-19 salgınının yayılmasına karşı alınması zorunlu en önemli önlemlerden bir tanesi insanların zorunlu haller dışında devlet daireleri gibi toplu alanlardan uzak durmasıdır. Söz konusu değişiklik ile kimlik bildirimlerinin elektronik olarak yapılmasına olanak sağlanmış ve salgınla mücadele edilmek amaçlanmıştır.

b) Aynı şekilde, COVID-19 salgını ile mücadele amacıyla, 3213 sayılı Maden Kanunu’na aşağıdaki ek madde eklenmiştir. Buna göre mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması hâlinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak maden kanunu kapsamındaki mali yükümlülüklerin ve/veya beyanların ertelenmesi ile mali yükümlülüklerin taksitlendirilmesine karar verilebilir. Bu takdirde mali yükümlülüklere ilişkin zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler erteleme süresince işlemez. Anılan hükmün uygulanması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Maden Kanunu kapsamında mücbir sebepler: Sel, yangın, deprem, grizu patlaması, çökme, heyelan ve benzeri haller olarak tanımlanmıştır. Henüz salgının mücbir sebep olup olmadığı ile ilgili bir belirleme yapılmamış ise de salgının yayılarak devam etmesi halinde mücbir sebep olması gündeme gelebileceği için, mali yükümlülüklerin ertelenebilmesinin önü açılmıştır.

c) 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun ek 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2019” ibaresi “31/12/2021” şeklinde değiştirilmiştir. Buna göre Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerden olup, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak tebliğlerde belirtilen mesleklerde, Meslekî Yeterlilik Kurumu Kanunu kapsamında yetkilendirilmiş sınav ve belgelendirme kuruluşlarının gerçekleştireceği sınavlarda başarılı olan kişilerin 31/12/2021 tarihine kadar belge masrafı ile sınav ücreti işsizlik sigortası fonundan karşılanacaktır. Yani işçilerin Mesleki Yeterlilik Belgesi’ne ilişkin sınav ve belge ücretlerinin fon tarafından

karşılanması 2 yıl daha uzatılmıştır. Bu sayede salgın sebebiyle ekonomik zorluk çekebilecek ve bahsi geçen belgeyi almaya hak kazanan işçilerin belgeyi almalarında kolaylık sağlanması amaçlanmıştır.

d) Salgın ile mücadele kapsamında esnafın ekonomik yükünün azaltılması amacıyla, 4447 sayılı Kanuna geçici madde eklenmiştir. Buna göre 5510 sayılı Kanundaki Esnaf Ahilik Sandığına ilişkin hükümler 1/1/2021 tarihine kadar uygulanmayacaktır. Anılan düzenleme ile daha önce 2020 yılına ertelenen Esnaf Ahilik Sandığı uygulaması 2021 yılına ertelenmiştir. Türkiye’deki  bütün esnafları ilgilendiren bu düzenleme ile esnaftan kesilecek zorunlu sandık primi de ertelenmiş durudadır.

e) 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 20. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “firmalara” ibaresi “gerçek ve tüzel kişiler ile ticari işletmelere” şeklinde ve “25” ibareleri “50” şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişikliğe göre Hazine ve Maliye Bakanının, gerçek ve tüzel kişiler ile ticari işletmelere kredi garantisi veren kredi garanti kurumlarına nakit kaynak aktarma veya özel tertip Devlet İç Borçlanma Senedi ihraç etme yetkisi, 25 milyar liradan 50 milyar liraya yükselecektir. Yapılan bu değişiklik ile ekonomik istikrarın sağlanması için gerekli olan kredi finansmanına yönelik iyileştirmeler için kullanılabilecek kaynakta artış yapılmış ve bundan faydalanabilecek kişilerin kapsamı genişletilerek gerçek kişiler de eklenmiştir.

f) Kanunun 29. Maddesinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na geçici madde 80 eklenmiştir. Madde genel amacı bakımından tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de iş hayatının olağan akışını etkileyen COVID-19 salgınının işçi ve işveren üzerindeki ekonomik zararlarının etkisini azaltmaktır.  Bu madde kapsamında aynı kanunun 4. Maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre çalışan işçilerden 2019 yılının aynı ayına ait prime esas kazancı günlük 128 Türk Lirası ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2020 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının 2020 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemi için günlük 2,50 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır.

Görülmektedir ki, COVID-19 salgını sebebiyle ekonomik anlamda zorluk yaşayacak işyerleri için bu süreci en az zararla atlatabilmeleri adına sosyal sigorta primlerinin ödenmesi bakımından bu madde ile Devlet desteği sağlanmıştır.

Aynı şekilde 2020 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan iş yerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının, 2020 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemi için günlük 2,50 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar da, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacağına ilişkin hüküm de geçici madde 80’e eklenmiştir. Bu hükmün uygulanması bakımından 2019 yılından önce bu Kanun kapsamına alınmış ancak 2019 yılında sigortalı çalıştırmamış iş yerleri de 2020 yılında ilk defa Kanun kapsamına girmiş gibi değerlendirilir. Prime esas kazanç tutarı toplu iş sözleşmesine tabi özel sektör işverenlerine ait iş yerleri için 256 Türk lirası olarak esas alınacaktır.

Yukarıda açıklandığı gibi sigorta ödemesinden mahsup yapılarak İşsizlik Sigortası Fonundan yararlanılabilmesine bir istisna getirilmiştir. Buna göre, destekten yararlanılacak ayda/dönemde, 2019 yılı Ocak ila Kasım ayları/döneminde aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki/dönemdeki sigortalı sayısının altında bildirimde bulunulması halinde destekten yararlanılamayacaktır.

Kanun, destekten yararlanmak için muvazaalı işlem yapılması ihtimaline karşı önlem almak amacıyla: “Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad ve unvan altında ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi İşsizlik Sigortası Fonu katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2020 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemi için eksik bildirdiği tespit edilen iş yerlerinden İşsizlik Sigortası Fonunca karşılanan tutar, gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır.” şeklinde bir idari yaptırım düzenlemesi içermektedir.

Sigortalı ve işveren hisselerine ait sigorta primlerinin Devlet tarafından karşılandığı durumlarda işverenin ödeyeceği sigorta priminin İşsizlik Sigortası Fonunca karşılanacak tutardan az olması hâlinde sadece sigorta prim borcu kadar mahsup işlemi yapılır.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 2. Maddesinin (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar, birlikler (meslekî kuruluş şeklinde faaliyet gösterenler ile bunların üst kuruluşları hariç), tüzel kişiler, Kamu iktisadi kuruluşları ile iktisadi devlet teşekküllerinden oluşan kamu iktisadi teşebbüsleri, Sosyal güvenlik kuruluşları, fonlar, özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle kurulmuş ve kendilerine kamu görevi verilmiş tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar (meslekî kuruluşlar ve vakıf yüksek öğretim kurumları hariç) ile bağımsız bütçeli kuruluşlar, sayılanların doğrudan veya dolaylı olarak birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulundukları her çeşit kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketlerin ilgili mevzuat uyarınca yaptıkları ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca İşsizlik Sigortası Fonu tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesileceği de aynı geçici madde 80’de düzenlenmiştir.

Yukarıda değinildiği üzere geçici madde 80’de yer alan hükümler COVID-19’un işveren ve işçilerin üzerindeki ekonomik etkilerini azaltmak amacıyla düzenlenmiştir. Madde yürürlüğe girdiğinde işverenlerin üzerindeki sigorta prim ödeme yükü azaltılarak işsizliğin önüne geçilmesi ve işverenlerin işini ayakta tutabilmesi amacıyla başka alanlara kaynak ayırmasının önünün açılması amaçlandığı düşünülmektedir.

g) COVID-19 salgını nedeniyle yapılan bir diğer kanun değişikliği ise İşsizlik Sigortası Kanunu’na geçici bir madde eklenmesiyle ortaya çıkmıştır. COVID-19 nedeniyle işverenlerin zorlayıcı sebeplerle kısa çalışma ödeneğinden faydalanabilmek için İŞKUR’a başvuru yapmalarının oldukça yaygın görüleceği düşünülmektedir. Bu kapsamda dikkat edilmesi gereken kısa çalışma ödeneğinden yararlanılabilmesi için sağlanması gereken koşullardır. Kanunun 41. Maddesiyle

İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen geçici madde 23 ile kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmenin koşullarında bir değişiklik yapılmıştır. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için öngörülen hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi hükmü, kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 60 gün hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödenmiş olması şeklinde uygulanacaktır. Buna göre daha önce son 120 gün hizmet akdine tabi olanların son üç yıl içinde 600 gün süreyle işsizlik sigortası primi ödemiş olması şartı değiştirilmiştir.

Söz konusu Değişiklik sonrası kısa çalışma ödeneğinden yararlanılabilmesi için var olan belirli gün prim ödeme şartı hafifletilerek işverenlerin üzerindeki bir başka ekonomik yük olan maaş ödemesi yükünün azaltılarak işsizlik oranındaki artışın önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Bununla birlikte kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya hak kazanamamış kişiler için de kısa çalışma süresini geçmemek üzere son işsizlik ödeneği hak sahipliğinden kalan süre kadar kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam edebilecekleri düzenlenmiştir. Bu madde kapsamında kısa çalışma uygulamasından yararlanabilmek için, iş yerinde kısa çalışma uygulanan dönemde 4857 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde yer alan sebepler, yani ahlak ve iyi niyet kurallarına uyulmayan haller, hariç olmak kaydıyla işveren tarafından işçi çıkarılmaması gerekir. Kısa çalışma ödeneğinden yararlanılabilmesi için yapılacak başvurular 60 gün içinde sonuçlandırılacak ve madde 30.06.2020’ye kadar uygulanacaktır. Cumhurbaşkanı anılan tarihi 31.12.2020 yılına kadar uzatmaya ve günleri farklılaştırmaya yetkilidir.

h) 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna geçici 25. Madde eklenmiştir. Buna göre: “Kanunları uyarınca ilgili bakanlıklar tarafından üzerinde turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilen Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli yatırımcılar ve işletmecilerden; irtifak hakkı tesis edilip edilmediğine veya kullanma izni verilip verilmediğine bakılmaksızın 1/4/2020 tarihi ile 30/6/2020 tarihi arasındaki dönemde tahsil edilmesi gereken kira, kesin izin, kesin tahsis, irtifak hakkı, kullanma izni, yararlanma, ilave yararlanma bedelleri ve hasılat payları ile Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli turizm tesislerinin yatırımcıları ve işletmecilerinden bu faaliyetleri dolayısıyla Hazine taşınmazlarını izinsiz kullanımlarından dolayı aynı dönemde tahsil edilmesi gereken ecrimisillerin ödeme süreleri, başvuru şartı aranmaksızın altı ay ertelenir ve bu alacaklar ertelenen süre sonuna kadar herhangi bir zam veya faiz uygulanmadan tahsil edilir.” Değişiklik metninde görüldüğü üzere turizm işletmesi yapmak kamu arazisi tahsis edilen kişilerden alınacak kira bedeli ve benzeri alacakların maddede belirtilen döneme ilişkin olan kısmının altı ay ertelenmesi ile COVID-19 salgınının ekonomik etkileri nedeniyle tesis yapımına devam edemeyecek olanların ilave zarara uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

i) İş Kanunu’nun 64. Maddesinde telafi çalışması düzenlenmektedir. Zorunlu nedenlerle işin durması gibi nedenlerle normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde azaltılması veya tamamen tatil edilmesi gibi hallerde işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilmektedir. Bu süre günlük üç saati aşamaz. Kanunun 43. Maddesiyle telafi çalışması süresi dört aya çıkarılmıştır. Cumhurbaşkanı bu süreyi iki katına kadar artırmakla yetkili hale getirilmiştir. Salgın sürecinde çalıştırılmayan veya daha az süreyle çalışan işçiler ve bu süreçte işlerin aksaması nedeniyle ortaya çıkan zararın telafi çalışması yoluyla giderilmesinin oldukça

yaygın görüleceği işverenlerin bu yönteme sık başvuracağı düşünülmektedir. Telafi çalışması süresinin 4 aya çıkarılması ile yapılamayan işlerin bu yönteme başvuracak işverenler açısından daha hızlı yapılabilmesi/telafi edilebilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca salgın sürecinin ne zaman sona ereceği bilinmediğinden Cumhurbaşkanı’na telafi çalışması yapılabilecek süreyi daha da uzatma yetkisi verilmiştir.

j) Kanunun 48. Maddesiyle Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun’a geçici madde eklenmiştir. Anapara ve/veya taksit ödeme tarihi 24/3/2020 tarihinden önce olup da; kullandığı nakdî ve gayrî nakdî kredilerinin anapara, faiz ve/veya ferilerine ilişkin ödemelerini aksatan gerçek ve tüzel kişilerin, ticari faaliyette bulunan ve bulunmayan gerçek kişilerin ve kredi müşterilerinin karşılıksız çıkan çek, protesto edilmiş senet, kredi kartı ve diğer kredi borçlarına ilişkin 5411 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi hükmü uyarınca kurulan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde tutulan kayıtları, söz konusu borçların ödenmesi geciken kısmının 31/12/2020 tarihine kadar tamamının ödenmesi veya yeniden yapılandırılması halinde, bu kişilerle yapılan finansal işlemlerde kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar tarafından dikkate alınmaz. Böylece örneğin, 31/12/2020 tarihine kadar çekin hamili tarafından bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız çıkması halinde çeki düzenleyen kişinin çekin karşılığını ödemesi halinde, normal şartlar altında kişinin Risk Merkezinde tutulan ve kişinin her türlü finansal işlemlerde ilgili kişiler tarafından görüntülenebilen kayıtları dikkate alınmayacaktır. Bu hüküm ile ekonomik anlamda zorluk yaşayan ve düzenlediği çekleri karşılıksız kalan veya aldığı krediyi ödeyememiş olan kişilere ilgili borcunu ödeyerek ileriye dönük zararlardan kurtulması sağlanmış olacaktır.

k) Çek Kanunu’nun 5. Maddesi, düzenlediği çek karşılıksız çıkan kişilerin cezai sorumluluğunu düzenlemektedir. Buna göre düzenlediği çek hakkında karşılıksızdır işlemi yapılan kişiler bin beş yüz güne kadar adli para cezasına çarptırılır. Para cezasının ödenmemesi halinde ise bu ceza hapis cezasına dönüştürülür. Kanunun 49. Maddesiyle Çek Kanunu’na geçici bir madde eklenmiştir. Bu maddeye göre yukarıda bahsedildiği üzere 24/03/2020 tarihine kadar Çek Kanunu’nun 5. Maddesine göre mahkûm olan kişilerin (halihazırda cezaevlerinde bulunan veya bulunmayan mahkumlar dahil olmak üzere) cezalarının infazı 26/03/2020 tarihi itibariyle durdurulmuştur. COVID-19 salgını nedeniyle alınacağı düşünülen önlemlerden bir tanesi de cezaevlerinin boşaltılması amacıyla gelecek infaz düzenlemesi ile paralel bir değişiklik yapılarak Çek Kanunu 5. Maddesine göre mahkûm olan kişilerin cezalarının infazı durdurulmuş ve aşağıdaki yöntem öngörülmüştür:

Hükümlü tahliye tarihinden itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorundadır. Kalan kısmını üç aylık sürenin bitiminden itibaren ikişer ay arayla on beş eşit taksitle ödemesi durumunda mahkemece, ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. İnfazın durdurulduğu tarihten itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birinin ödenmediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir. Hükümlü taksitlerden birini süresi içinde ilk defa ödemediği takdirde ödemediği bu taksit, sürenin sonuna bir taksit olarak eklenir. Kalan taksitlerden birini daha ödemediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir. Hükmün infazının durdurulması hâlinde ceza zamanaşımı işlemez.

l) Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ek madde 19’unda malullük ve yaşlılık sigortasından ödenen aylıkların en düşük miktarı 1.000 TL olarak belirlenmişti. Kanun’la bu hükümde yer alan miktar 1.500 TL olarak değiştirilmiştir. Bu hüküm her ne kadar yürürlüğe girmiş olsa da Kanun’un 52. Maddesi’ne göre söz konusu ödeme miktarı değişikliği Nisan 2020 ödeme döneminden itibaren uygulanmaya başlanacaktır. Böylece en düşük yaşlılık aylığı artmıştır. COVID-19 salgını nedeniyle ekonomik zorluk yaşayabilecek ve yaşlılık aylığı alan kişilerin bu zorluğu daha az şiddetli yaşayabilmeleri amacıyla devlet desteği sağlanmıştır.

m) COVID-19 salgını ile ekonomik anlamda mücadele etmenin bir yolu da vatandaşların üzerindeki vergi yükünün azaltılmasıdır. Bu kapsamda, Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’la getirilen konaklama vergisi 31/12/2020 tarihine kadar %1 olarak uygulanacaktır (asıl hüküm gereği bu oran %2’dir). Bu vergi türü anılan kanuna göre 01/04/2020 tarihinde yürürlüğe girecektir. Kanunun 51. Maddesine göre konaklama vergisinin yürürlüğe girme tarihi 01/01/2021 olarak değiştirilmiştir. Bu kapsamda otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart otel, misafirhane, kamping, dağ evi, yayla evi gibi konaklama tesislerinde verilen geceleme hizmeti ile bu hizmetle birlikte satılmak suretiyle konaklama tesisi bünyesinde sunulan diğer tüm hizmetlerin (yeme, içme, aktivite, eğlence hizmetleri ve havuz, spor, termal ve benzeri alanların kullanımı gibi) konaklama vergisine tabi olma tarihi 2021 yılına ertelenmiştir.

n) COVID-19 salgının ekonomik etkilerinin yanı sıra yargılama ve dava açma bakımından birçok hak kaybına yol açtığı durumlar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de görülmüştür. Kanun’la getirilen geçici madde ile yaşanan hak kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Bu çerçevede, dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 tarihine kadar durmuştur. Bu düzenleme sebebiyle örneğin dava açmak isteyen veya mahkemeye dilekçe sunmak isteyen kişilerin bunu yapmasına bir engel oluşmamıştır. Yalnızca salgın nedeniyle bunu yapamayacak kişilerin, zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerin işlememesi sayesinde, hak kaybına uğramasına engel olunmaya çalışılmıştır.

Benzer şekilde, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 tarihine kadar durmuştur.

Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla yani 13/03/2020 itibariyle, bitimine on beş gün ve

daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Örneğin, dava açma son günü 23/03/2020 olan bir hakkın, Kanunla getirilen geriye dönük etkiye sahip durma sebebiyle, dava açma son günü 15/05/2020 olmuştur.

Sürelerin durmasının kapsamı dışında tutulan bazı durumlar da aynı madde ile düzenlenmiş durumdadır. Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri, Ceza Muhakemeleri Kanunu kapsamında düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler durmamıştır.

Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir. Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder. Sürelerin ve icrai işlemlerin durmuş olmasına rağmen, İcra ve iflas hizmetlerinin aksamaması için gerekli olan diğer tedbirler alınır. Yargılama sürecinin önemli bir parçasını oluşturan duruşmaların ertelenmesi ve alınması gereken diğer tedbirlerin belirlenmesi görevi ise ilgili alanlarına göre Yargıtay ve Danıştay ilgili Başkanlar Kurulu, Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Adalet Bakanlığı’na verilmiştir.

o) COVID-19 salgının bir diğer ekonomik etkisine ise oldukça yaygın olarak yapılan iş yeri kira sözleşmelerinin devamlılığında rastlamak mümkün olacaktır. Normal şartlarda ilgili kira bedeli süresinde ödemeyen kiracı, Türk Borçlar Kanunu’nda yazılı olan hukuki süreç tamamlandıktan sonra, tahliye edilebilmektedir. Kanunla getirilen geçici madde 2 bu konuda bir düzenleme getirmiştir. Bu maddeye göre 1/3/2020 tarihinden 30/6/2020 tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedelinin ödenememesi kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmayacaktır. Bu sayede salgından ekonomik anlamda kötü etkilenecek kişilerin bu süreçte iş yeri kira bedelini ödeyememeleri halinde kira sözleşmelerinin feshi veya kendilerinin tahliye edilmesinin önüne geçilmiştir. Böylece ilgili işletmeler salgının yayılması ve dolayısıyla ekonomik etkisi azaldığında kira bedellerini ödeyebilecek ve olabilecek en az ekonomik zararla süreci atlatmalarına katkı sağlanmış olacaktır.

Saygılarımızla,

Av. Onur ÖZKAN

Av. Hasan Ali ŞIVGIN

ÇINAR
AKADEMİ
EMBASSY
TENNIS
ÇINAR LAW
MUSEUM
KARİYER
ÇINAR 360